YER: KADIKÖY VAPURU!

23 Ocak 2010 Cumartesi

Hiçbir şey istemiyorum.Hiçbir şey bana cazip görünmüyor.Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum,ve bundan memnunum.belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim.İnsan bir şey yapmalı, öyler bir şey ki...yoksa hiçbir şey yapmamalı mı?

Düşünüyorum, elimizden ne yapmamak gelir, hiç!

Milyonlarca senelik dünyada en eski şey yirmi bin yaşında. bu bile biraz palavralı bir rakam.geçen gün bizim felsefe hocasıyla konuşuyordum.Lafı gayet ciddi tarafından açtım ve 'hikmeti vücudmuzu' araştırmaya çalıştım. Dünyaya ne halt etmeye geldiğimiz sualine o da cevap veremedi. Yaratmak zevkinden, hayatın bizatihi bir hikmet olduğu hakikatinden dem vurdu, fakat çürük.Ne yaratacaksın? Yaratmak yoktan var etmektir.En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez. Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları , şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret. Bu gülünç iş insanı nasıl tatmin eder bilmiyorum? Bize ziyasını beşbin senede gönderen yıldızlar varken, en kabadayısı elli sene sonra kütüphanelerde çürüyecek ve nihayet beş yüz sene sonra adı unutulacak eserler yazarak ebedi olmaya çalışmak, yahut üç bin sene sonra kolsuz bacaksız , bir müzede teşhir edilsin diye, ömrünü çamur yoğurmak ve mermere kalem savurmakla geçirmek bana pek akıllı işi gibi gelmiyor.
Bana öyle geliyor k, hakikaten yapabileceğimiz tek bir iş vardır, o da ölmek. Bak, bunu yapabiliriz ve ancak bu takdirde irademizi tam bir şey yapmakta kullanmış oluruz.Ben ne diye bu işi yapmıyorum diyeceksin! Demin söyledim ya, müthiş bir gevşeklik içindeyim.Üşeniyorum.Atalet kanunu icabı sürüklenip gidiyorum. Eeeehhhh.

0 NE DİYOSUN: